30 Aralık 2008 Salı

kardeşim gece tarafından mimlendim.

En sevdiğiniz kelime nedir?

MUTLULUK

2. En nefret ettiğiniz kelime nedir?

GECE NİN AYNISI SEN BİLİRSİN (TABİ BEN BİLİRİM)

3. Sizi ne heyecanlandırır?

BEKLENMEDİK BİR DURUMDA İŞLER YOLUNDA GİTMEDİĞİNDE

4. Heyecanınızı ne öldürür?NORMAL ŞEKLE DÖNMEK

5. En sevdiğiniz ses nedir? SEVDİKLERİMİN SESLERİ

6. Nefret ettiğiniz ses nedir? SEVMEDİKLERİMİN SESLERİ

7. Hangi mesleği yapmak istemezsiniz? PAZARLAMACILIK HİÇ YETENEĞİM YOK

8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz? GÜZEL DANS ETMEK

.9. Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz? HÜLYA AVŞAR(BENCE ÇOK BAŞARILI)

10. Nerede yaşamak isterdiniz? YAZLARI SAHİL KASABASINDA KIŞLARI BİR REZİDANS TA

11. En önemli kusurunuz nedir?CİMRİLİKMİŞ

12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi? İnternet,

13. Kahramanınız kim? (PEYGAMBER EFENDİMİZ)

.14. En çok kullandığınız küfür nedir? SALAK GERİZEKALI

15. Şu anki ruh haliniz nasıl? HUZURLU

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler? İNSAN İSTERSE BAŞARIR AMA KADERDE ÖNEMLİ

.17. Mutluluk rüyanız nedir?DENİZ RÜYALARI

18. Sizce mutsuzluğun tanımı nedir? KENDİNDEN YÜKSEKLERE BAKIP ERİŞEMEMEK HIRSI

19. Nasıl ölmek istersiniz? BEN ZATEN ÖLÜMÜ TADANLARDANIM DÜNYADA İKEN

20. Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı’nın size kapıda ne söylemesini istersiniz?

DÜNYADA İKEN SABRININ SONUCU GİR CENNETE SEVDİKLERİNLE .......

BENde simdi HTC yi ve BAL KÜPÜ nü mimliyorum ..

Ayrıca tüm arkadaşların YENI YILLARI KUTLU OLSUNN ...

yılbaşı patikleri











hediye gelen patikleri sizlerle paylaşmak istedim.hepsi el emeği çok şirin şeyler işte fotoları
(incili,tığ oyası,kirazlı,saç örgülü modeller)

29 Aralık 2008 Pazartesi

ACELE KARAR VERMEK(güzel bir kıssa)


YAŞADIĞIMIZ ZAMAN DİLİMLERİ içinde o an da çok çabuk karar verip zihnimizin oyunlarına kapılıyoruz ve değişik yorumlar yapıyoruz oysaki o olaylar silsilesi farklı durumlar yaratıyor ......

sizlerle çok güzel bir hikayeyi baylaşmak istiyorum..


Çin düşünürü Lao Tzu'nun çok sevdiği bir öyküdür. Bir köyde ihtiyar bir adam varmış.. Çok fakirmiş ama dillere destan bir beyaz atı yüzünden kral bile onu kıskanırmış.. Kral at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. - "Bu at, bir at değil benim için.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı" dermiş hep.. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylü ihtiyarın başına toplanmış; - "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.. İhtiyar;- "Karar vermek için acele etmeyin. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.." Köylüler ihtiyar adama kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. - "Sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için.. Şimdi bir at sürün var.." - "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.." Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden - "Bu herif sahiden bunamış.." diye geçirmişler.. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.. - "Bir kez daha haklı çıktın. Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.. İhtiyar ;- "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz. O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler.. - "Gene haklı olduğun kanıtlandı. Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.." - "Siz erken karar vermeye devam edin. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor."Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış:

"Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."

İSTANBUL DA KARRRR!



KAR YAĞIYOR İNCEDEN İNCE

AK ÖRTÜYE BÜRÜNDÜ BU GECE

R KENDİNİ İSTANBULA SERİNCE....


SAAT 17:30 işten çıktığımda lapa lapa kar yağıyordu çook severim karda yürümeyi hemen

bende bizim kızlar gibi gelirken salep aldım yolda içe içe geldim.çok severim bu şekilde yürümeyi....

26 Aralık 2008 Cuma

TEVAZU (MÜKEMMEL BİR KISSA)


Günümüzde unuttuğumuz bir kavram gibi TEVAZU ...... bu kıssayı çok seneler önce okuduğumda çok duygulanmıştım.s izlerlede paylaşmak istedim buyrun okuyalım.


Bir adam helal olmayan yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi birşey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu.
Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helâl değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlâna'ya anlatır Mevlâna ise bu hediyeyi kabul eder.
Adam aynı şeyi Hacı bektaş veli'ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlâna'ya bunun sebebini sorar:
Mevlâna şöyle der:
- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergahı'na gider ve Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlâna'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli'ye sorar.
Hacı Bektaş da şöyle der: - Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlâna'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir..

18 Aralık 2008 Perşembe

CUMA SOHBETLERİ-4 (Kul hakkı-DEDİKODU)


İnsanoğlu, başkalarının hakkını çiğnerken o insanların Allah’ın kulu olduklarını unutuyor.

Ben Allah’ın bir kuluna zulmedersem, Onun kahrına hedef olurum.” diye düşünemiyor.

Bunun içindir ki, kendisine İlâhî ikazlar geliyor. Bu rahmanî ikazlara tercüman olma sadedinde Allah Resulü de (asm.) ümmetini defalarca ve değişik şekillerde ikaz etmiştir. Sadece üç misâl:
“Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur.” (Buharî, Müslim)

“Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse, o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır.”

“Kaçmayarak, yalnız Allah’tan sevap bekleyip sabrederek, düşmana karşı durduğun halde öldürülürsen, borçlarından başka bütün günahlarına kefaret olur. Bunu bana Cibril söyledi.” (Müslim)

Günümüzde dedikodu (gıybet etmek )en büyük kul haklarından biridir.

bilerek veya bilmeyerek yaptığımız her türlü konuşma yı kapsamı içine alır.

biz çoğu zaman derizki doğruyu söylüyorum onda var olan şeyi söylüyorum.yalan bişey demiyorum .

Peygamber efendimiz (s.a.v)diyorki;

konuştuğunuz şey onda varsa GIYBET ,eğer yoksa İFTİRA olur.

bu yüzden ÇOK DİKKATLİ OLMALIYIZ.DEDİKODU ANINDA DEDİKODUSUNU YAPTIĞIMIZ KİŞİYLE BİZİM BEYNİMİZ ARASINDA BİR TELEPATİ KURULUR .
ONUN HOŞLANMAYACAĞI ŞEKİLDE KONUŞTUĞUMUZ SÜRECE BİZ SEVAPLARIMIZI ONA YOLLUYORUZ. EĞER YOLLAYACAK SEVABIMIZ YOKSA ONUN GÜNAĞINI ALMAYA BAŞLIYORUZ.
BÖYLECE YAPTIĞIMIZ İYİLİK VE SEVAPLARI DEDİKODU MEKANIZMASIYLA DAĞITIYORUZ. NE İLGİNÇ DEĞİLMİ?..........
Ey inananlar! Zandan çok sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” ( Hucurat Sûresi, 12)

15 Aralık 2008 Pazartesi

NİYE ? NEDEN? NE?


Sensizlik anlamını yitirdi bu ızdırap niye?

Yanlızlık niye.sevmek , sevilmek niye?

Sevdiğin saydığın uğruna yollar açtığın,

dünya niye madde niye mana niye ?


Bi habersizim kendimden,sevdiğimden neden?

Bülbül neden ,diken neden,gül neden?

Vazgeç yaratılanın sonsuz derdinden.

Zulum neden acı neden keder neden.


Ah! bir sorsalar ağlayan bu kalp ne ?

Ah etmek ne gülmek ne ağlamak ne?

Serzenişte bulunan diller bir sussa.

Susmak ne konuşmak ne dinlemek ne!

13 Aralık 2008 Cumartesi

B'en,B'eden,B'eyin

B'en bir yolcuyum!
Dünya b'enim durağım.
B'eyin ve B'edenle kendimi
bu aleme sunarım!
B'en tek varım.
Ama ayrı ayrı görürüm.
Kendimi B'eden sanıp
B'edenle eden arasında kalırım!
B'eyin tümel
B'en ise tümelden ayrı mı?
B'en oysa istersem B'en diye !
Ne b'eyin kalır! ne de b'eden denen elbise....

bu şiiride anlık bir esinti

11 Aralık 2008 Perşembe

CUMA SOHBETLERİ-3 (Dua müminin silahıdır.)

hayatımın dönüm noktalarından biri 1999 yılıydı bu kitapla tanışmıştım .
kitap resmen beni ''OKU'' diyordu . ve okudum hayatımda çok şey değişti .bu kitabın içinde her derde deva zikir formülleri var .
işte size kitabtan alıntı
dua-zikir
Beyninizdeki olağanüstü kuvvetten haberiniz var mı? Beynin YÖNLENDİRİLMİŞ MİKRODALGA üretme tekniği DUA! Beynin, KUVVET, BECERİ VE EK KAPASİTE kazanma tekniği ZİKİR... Kuran ve Hadislere dayanan DUA ve ZİKİR örnekleri, özel zikir formülleri... ZİKİR niçin Arapça orijinali ile yapılmak zorundadır? ZİKİR çeken deli mi olur? Niçin KİŞİYE ÖZEL ZİKİR? DUA VE ZİKRİN kaderle bağlantısı...
Gökte ve ötende sandığın TANRI'nı terket; sonsuz - sınırsız ALLAH'a yönel; O'nun, her noktada ve zerrede mevcût olduğunu farket; ve O'nu GÖNLÜNDE bulmaya çalış!. Sonra iste O'ndan, ne istersen!.. Eşini, işini, aşını; ister mevlânı, ister şifânı!
Bil ki, seni, her isteğine ve her arzuna kavuşturacak tek şey DUA ve ZİKİR'dir. Bil ki dostum; her zerrede tüm özellikleriyle mevcut olan ve kendinden gayrının varlığı aslâ sözkonusu olmayan ALLAH, SENDEN SANA İCABET EDECEKTİR!.
SEN, bilesin ki, yeryüzünde “HALİFE”SİN! HALİFE olarak sana, gönlüne, BEYNİNE bahşedilmiş yüce güçlerden haberin var mı? DUA ile ZİKİR ile, o muhteşem BEYNİN ile, kendindeki mekanizmayı harekete geçirebileceğinden haberin var mı?... “EN GÜÇLÜ SİLAH” olarak sana bağışlanmış DUA mekanizmasını biliyor musun?
Fakîr, garîb, nîce kişiler DUA ve ZİKİR ile nîce ZALİM SULTANLARI helâk ettiler!. Nîce yoksullar, büyük zenginliklere hep DUA ve ZİKİR ile eriştiler!.. Nîce, dertli, sıkıntılı, hastalıklı, ezâ, çile çekenler, hep kurtuluşu, selâmeti DUA ve ZİKİR'de buldular!..
SENDE, dünyanın en güçlü silâhı olan DUA ve ZİKİR cihazı mevcuttur. BEYNİNDEKİ, GÖNLÜNDEKİ bu en güçlü silâhı kullanmasını öğrenerek; bu yaşadığın dünyanın ve ölümötesi yaşamın tüm güzelliklerine erişebilirsin!..
Ya da, DUA ve ZİKİR mekânizmasını kullanmaz, paslandırıp, bir kenara terkedersin, ki bunun cezasını da sonsuza dek çekersin!.. Sana, karşılıksız, bedava verilmiş bir mekanizmadır bu! Hibedir! DUA ve ZİKİR için kimseye muhtaç değilsin ve kimseyi aracı koymak zorunda da değilsin!
İster, bu kitaptan yararlan; ister gönlünden geldiği gibi yönel! Ama kesinlikle, kendindeki, bu dünyanın en kıymetli cihâzı olan DUA ve ZİKİR cihâzını kullanmasını öğren.
Göreceksin dünyan nasıl güzelleşecek.
ahmet hulusi

O.D.G

Bayram yine geldi ve geçti her geçen gün gibi.......2 gün izinli idim bayram günü 3, ve 4 günü çalıştım bayram günü çalışmak hiç hoş olmasada bizim işyeri (yani çalıştığım işyeri)umumi olduğundan bi bakıma mecbur... her neyse bayramın 2. günü alışveriş merkezinden küçük kızım ile beraber indirimden kitap aldık ve okuma yarışına girdik tabi ben önce bitirdim.kişisel gelişim serisine ait bu kitabın yazarı bir rahip NORMAN VİNCENT PEALE
KİTABIN ADI OLUMLU DÜŞÜNMENİN GÜCÜ......
Gerçekten insan hayatını yöneten düşünce gücünden bahsediyor...ve olumlu düşüncenin hayatı nasıl değiştirdiğini gözler önüne seriyor.okunması tavsiye edilir.
duanın pozitif etkisini anlatıyor.zihinden nefret ve korku düşüncelerini boşaltmasını yerine sevgi ve huzur düşüncelereni doldurmasını istiyor.olumsuz düşüncelere değil olumlu düşüncelere yer verilmesini istiyor......
Özellikler
Orijinal Ad : The Power of Positive Thinking
Yazarı : Norman Vincent PEALE
Çeviren : Şahin CÜCELOĞLU Yayınevi : Sistem Yayıncılık
Yayın Tarihi : 1999,5
Yayınlandığı Yer : İSTANBUL
ISBN : 9753220138
Sayfa Sayısı : 264 Sürüm : 4
Ebat : 196x135x16 Ağırlık : 254 Kitap Kağıdı
Kapak : Normal
"Bu kitabın yazılış amacı çok basittir. Ne bir edebi ustalık, ne de bilimsel bir yol gösterme iddiasında bulunur. Sizi doğrudan harekete geçirmeyi arzulayan ve kişisel gelişmenizi ön planda tutan bir el kitabıdır. Kitabın tek amacı mutlu, huzurlu ve değerli bir hayat sürmenize katkıda bulunmaktır. Bu kitabı, düşüne düşüne ve anlatılan öğretileri dikkatle özümseyerek okur, uyulması istenen ilke ve formülleri içtenlikle ve sabırla uygulamaya koyarsınız, kendinizde şaşırtıcı bir gelişim olduğunu gözleyebilirsiniz. Bu metinde öğretilen teknikleri uygulayarak, içinde yaşamakta olduğunuz koşulların sizi yönlendirmesine izin vermeden kontrol altına almayı başarabilir, çevrenizde daha popüler, daha saygın ve beğenilen bir kişi olabilirsiniz."

6 Aralık 2008 Cumartesi

KURB-AN

KUR AN ,İNS AN ,KURB AN, ne kadar benziyor hepsi AN da vuku bulan ins kur an la kurb a(YAKINLIK) Eriyor(içimden öyle geldi ).......
Bütün ins ve cins aleminin kurb an bayramı KUTLU OSUN. HAYIRLI BAYRAMLAR DİLİYORUM...

4 Aralık 2008 Perşembe

CUMA SOHBETLERİ-2(HAMD ve ŞÜKÜR)



GÜNLÜK HAYATTA BAZI KELİMELERİ yanlış kullanıyoruz bunun bilincinde değiliz.


işte bunlardan biri hamd ve şükür kelimeleri ;

Allah’tan sakının ki şükredebilesiniz.) [Nisa 123]

(Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım.) (İbrahim 7)

Allahü teâlâ, şükredene bol bol nimet verir.
(Fâtır 30)Hazret-i İbrahim, Rabbinin nimetlerine şükretti, Rabbi de onu doğru yola iletti. (Nahl 121)
şükür nimeti arttırıcı yönde vuku bulur kul haline şükrederse bulunduğu duruma göre nimeti artar.

hamd ;alemlerin rabbı Allaha mahsustur.Kul un hamdı ;
Hamd ederken nimetleri de, elemleri de sevilmektedir. Çünkü Allahü teâlânın verdiği elemler, nimetler gibi güzeldir. Hamd devamlıdır. Nimet zamanında da, sıkıntılı hâllerde de hamd edilir. Şükür ise nimet zamanlarında olur, nimet kalmayınca, ihsan bitince şükür de kalmaz...

biz bu 2 kelimeyi yanlış kullanıyoruz MESALA BİR KAZA ESNASINDA DURUMUNDAN MEMNUN OLMAYAN KİŞİ (YARALI OLAN BİR KİŞİ )ALLAHA ŞÜKÜRLER OLSUN DERSE ;



ALLAH TARAFINDAN VERİLEN BU SIKINTININ ARTMASI YÖNÜNDE BİR TALEPTE BULUNMUŞ OLUR.(Verilen bu durumun artması yönünde ) bu durumda allaha hamd olsun demelidir.(hamdın durdurucu etkisini kullanmalı)



BUNA KEZA MUTLU OLDUĞU durumlarda nimeti gördüğü durumlarda şükür etmesi (nimetin artması yönünde bir talep oluşturur)hamd etmek ise bu durumlarda durdurucu etki yaratır .


bu farkı bilip bence öyle uygulayalım. mesala GECE şu anda sıkıntılı bir durumda o bu zamanları için Allaha hamd olsun demeli;(allaha şükürler olsun dememeli);.........



3 Aralık 2008 Çarşamba

SÜLEYMANİYE CAMİİ NİN GİZLİ ANLAMLARI




Biz anlamakta zorlanıyoruz O bulmuş
Akıllara durgunluk verecek gizemli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?. Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi.Bu görev, tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan'a verildi. Camii ve külliyesi 7 senede bitirildi. Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni'nin canını sıkmıştı. Sinan'ın yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya başladı Sultan'a.Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye'ye gitti. Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında oturmuş nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve bütün haşmetiyle '' Bu ne iştir Mimarbaşı '' diye haykırdı. Oysa Mimar Sinan'ın içtiği nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu.Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu'nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu küpü getirtti. Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi. Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı.Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni'de , Sinan'ın niyetini anlamış, ustasını hemen bağışlamıştı.Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine açtığı oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağladı.Şaşırdınız değil mi? Durun, daha bitmedi… Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli mürekkebini damıttı.Süleymaniye'nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapıldı. Tekrar altını çiziyorum, bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle yapıldı.Son Bir Şifre Daha VarHani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan , hava akımını içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda, birinden caminin içindeki Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz. Ayrıca Süleymaniye'nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.Bu düşüncelere durgunluk verecek sanat eseri karşısında insanın Da Vinci'nin şifresi de neymiş diyesi geliyor...Ne dersiniz?!


2 Aralık 2008 Salı

MİSTİK RUHLARA SICAK ÇİKOLATA


MELEKLER MUCİZELER VE ŞİFALAR ÜZERİNE 101 GERÇEK ÖYKÜ...
ARİELLE FORD UN
Kozmik olaylar benim çok ilgimi çeker bazı anlarda hiç olmadık beklenmedik olaylar gelişir.yazar böyle 101 olayı derleyip anlatmış gerçekten ilginç geldi çok çabuk okudum..

28 Kasım 2008 Cuma

uluslararası istanbul 4. lale festivali


ist büyükşehir belediyesinin gelenek haline getirdiği her yıl halka dağıtılan lalelerden her sene ben de alırım ama sadece 2006 yılında ekebilmiştim . bu sene ihşallah ekeceğim .
LALE NİN HAZİN ÖYKÜSÜNE KISACA DEĞİNELİM.....
lale, resmi tarihin hışmına uğrayan güzelim çiçek.

Adını pek de iyi anılmayan bir devire verdiğinden adeta gözden düştü, güzelliği görmezden gelindi.Halbuki lale, sadece Osmanlı’nın gerileme devrinde öne çıkan bir çiçek değil; bütün bir Osmanlı tarihinin hatta Selçuklu’nun estetik mührüydü. Bugün sadece bahçe çiçekçilerinin tarhlarını ve bulvarların kaldırımlarını süslüyor. “Laleler Ülkesi” diye anılan ülke biz değiliz artık, Hollanda... Oysa lale ülkesi bizdik, oralara bizden gitmişti.

Lalenin hikayesi Osmanlı’nın hikayesine ne kadar benzer. Öncesi ihtişam, sonrası unutulmak!Lale, İslâm medeniyetinin adeta sembolü. Mermere, ahşaba, çiniye ve kaftana işlenen güzellik ve zerafet. “Nedir laleyi böylesine has kılan?” diye sorarsanız, şöyle cevap veriyor işin erbabı:

Lale, ‘lâm’, ‘elif’ ve ‘he’ harfleriyle yazılır. Yani varlığının güzelliğini âlemin her yanında tecelli ettirmiş Allah’ın adıyla aynı harflerle. Hilal kelimesi de böyle. Bu sebeple yerde lale, gökte hilal O’nun “cemal” tecellisinin birer sembolü olarak sevilmiş, her yere türlü şekillerde nakşedilmiş. Lale devrinin şairlerinden Remzi Efendi laleye duyulan sevginin ezeli olduğunu şu dizelerle anlatır: “Laleye pîr-i sabâdan bu nefes şimdi değil / Ezelîdir bu hevâ vü heves şimdi değil.”Yani “Laleye saba rüzgârının ettiği nefes yeni değildir. Laleye duyulan bu arzu ve heves ezeldendir.”Lalenin hazin sonunu ise hiç kimse Üstad Ahmet Hamdi Tanpınar kadar içli anlatamadı. Kendi döneminde bile artık lale kültüründen ne kadar uzaklaşıldığını bir makalesinde Üstad şu şekilde dile getiriyor:

“Lalenin zevkteki yeri kayboldu. O artık hiçbir şeyin sembolü değildir. Ne şair onun renginde sevgilisinin yanağının rengini hatırlıyor, ne nakkaş çiniye, mermere, yahut parmaklığın iyi dövülmüş madenden dantelasına onun birlik işaretini, bir ‘lam elif’in bükülüşü ile Allah’tan gayrı her mevcudun varlığını ortadan kaldıran sessiz belagatini geçirmeye çalışıyor; ne de yazı ustası, eski lam’ların kavsinden onun şeffaf fanusunu tutuşturuyor

Lale şimdi zevk dediğimiz terkibin dışında, arkasından tanrısı çekilmiş herhangi bir şekil gibi sadece bir çiçek olarak mevcuttur…”Tanpınar, bunun bir medeniyetin artık hatıralarda kalmasından kaynaklandığını vurguluyor ve devamında, “Üslup bir kültüre ve medeniyete aittir. Lale bir üslup motifi idi...” diyor.Semerkand-Akif Güler-

CUMA SOHBETİ-1(hayata dair SIRLAR)


CUMA günlerine ayrı bir sevgim vardı okul yıllarından ah !bir cuma gelse de tatil olsak diye ......Bugün de günlerden Cuma ama benim için ne tatil var ne de izin pazar günü nü beklemek zorundayım tatil için ..... yine de severim cumayı değişik bir maneviyatı var EYÜP SULTANDA CUMA GÜNLERİ.......
CUMA SAATLERİNDE YAPILAN DUALAR DAHA MAKBUL MÜŞ.
BUGÜN herkes cuma saatinde ne isteği varsa allahtan onu dileyip dua etsin zorlukta kalanlar
mutlaka her zorlukta bir kolaylık vardır ayetini hatırlasın .
sizlere peygamber efendimiz(s.a.v) den bir olay nakledeyim bu bir SIR DUALARIMIZDA KULLANACAĞIMIZ BİR ŞİFRE!
BİRGÜN sahabeden biri dua ediyormuş neyse duanın sonunda ALLAHIM BANA SABIR VER DEMİŞ.(HEPİMİZİN SÖYLEDİĞİ AMA BENİM BU YAZIYI OKUDUKTAN SONRA 10
YIL DIR KULLANMADIĞIM ÇEVREMEDE KULLANDIRTMADIĞIM BİR SÖZ)
Peygamber efendimiz(s.a.v)çağırın o kişiyi sen nasıl dua ettin ? demiş
-allahtan sabır diledim.
-peki sabrı dilerken yanında ne diledin ?
-bişey dilemedim demiş
-bela diledin demiş sabrı dileyen kişi yanında bela da diler sabır belalara karşı dilenir allahım bela verde sabradeyim .manasına gelir demiş .
SABIRLI OLMAK BELA DURUMLARINDA GEREKLİYMİŞ
-Allahtan sağlık sıhhat afiyet dile demiş peygamber efendimiz...

ben bu duayı günlük hayatıma uyarladım.artık DUALARIMI LAF OLSUN DİYE DEĞİL DÜŞÜNEREK uygun dua ediyorum .(ne söylediğimin bilincine varıyorum)
mesala derdimki.(hayatımdan kısa bir örnek )
-Allahım beni.........(falanca nın )şerhinden (kötülüğünden)koru ....
evet koruyor ama kötülüğü dokunduktan sonra kötülük olayı gerçekleştikten sonra bana bişey olmuyo haklı çıkıyorum .(korunuyorum ) olay vuku bulup üzülüyordum.
bundan sonra dedim böyle dua etmeyeceğim.......

böyle durumlar epey söz konusu şuan işe gideceğim için yazamıyorum .bugün okursanız bir düşünün yaşadıklarınızı vardır mutlaka hayatımızda örnekleri .....
eğer paylaşmak isterseniz buyrun yorumlarınızı merakla bekliyorum .
BELA -SABIR, KÖTÜLÜK-KORUNMA
dualanız kabul gününüz mutlu olsun !!!!!!!

26 Kasım 2008 Çarşamba

robadan şirin bi bolero







Bir ara can sıkıntısından bir şeyler örmeğe başladım .kış akşamları boş durmamak adına küçük kızıma kartopu dergisinden bir tane öreyim dedim ama değişik bi şekil bişey yaptım örneğe sadık kalamadım.önce roba olarak saç örgüsünü ördüm daha sonra yaka ve etek kısımları için ilmek çıkardım düğmelerini de ben uydurdum yani uyduruktan bişey oldu .....

25 Kasım 2008 Salı

HAC,KURBAN,BAYRAM

"Hacılar kutsal topraklara gitmeye başladı .Hac farzını yerine getirecek ler. benim hac zamanı yüreğim pır pır yapar gitmek isterim kutsal mekanlara.
MEKKE ,MEDİNE en mübarek yerler gidip görmek geçmişten günümüze gelen seslenişleri duymak isterim.
Saadet devrinden esintiler duymak isterim bir nebze bile olsa .
O, Resulun bastığı topraklara yüz sürmek KABE yi görmek ne muhteşem bi şey olmalı ;derlerki kabe yi gördüğün ilk anda yaptığın tüm dualar kabul olurmuş ne kadar ilginç değilmi? o muhteşem yapı Kabe ..........
Kabe insan bedenin de kalb le eşleşirmiş ne güzel......
EY NEBİ senin gölgen yok muş öyle bildim ki sen muhteşem bir irsalsın
EY KAİNATIN SEVGİLİSİ okudumki vefat ettiğinde deven KUSVA ayrılığın acısıyla terk etmiş diyarları mümkünmü sensiz yaşamak .
Sen bütün zorluklara katlanmışsın Enes bin malik e bile bir kere öf dememişsin nerde bizzzz nerde sen senden çok uzaklaştık İLİM İRFAN Dedik ama şekil bizi daha uğraştırdı seni anlamadık hitabın nerden geldiğini duymadık ALLAH SİZİN DIŞ GÖRÜNÜŞLERİNİZE BAKMAZ
dedin ama biz dışsal olduk .AMELLER (fiiller )NİYETLERE GÖRE dedin
ama biz fiille uğraşır olduk İSLAM OLAMADIK gibi geliyo bana
Hz Ali nin hitabını duymadık tıkadık kulaklarımızı işimize geldiği gibi yorduk sözlerinizi DÖNÜP BAKMADIK HAYATINA her hangi bir durumda sen nasıl davrandın.
REFERANS KABUL EDEMEDİK seni ALLAHI ÖTELEDİK uzak diyarlara yolladık BEn size ŞAH DAMARINIZDAN daha yakınım HİTABINI DUYMADIK ....sizlere ruhumdan nefhettim dedin şaşırdık kaldık galiba ben islam olamadım. BENim naciz varlığım birgün toprak olacaktır. diyen insanlara kulak tıkadık........ duymadık işimize gelmiyor....

ZATEN SENDE;

RUHUM MEKKEDE KALBİM MEDİNEDE,
DÖNER DURURUM YABAN İLLERİNDE .
SESLENİRİM GEÇMİŞTEN GELECEĞE;
GELECEKTE GEÇMİŞTE ZATEN SENDE.

EY RESUL BİLİRİM SEN BENİ DUYARSIN.
İLİM İRFAN KAYNAĞIYLA ÇAĞLARSIN.
EN DERİN HİSLERLE BİRBİRİNE BAĞLARSIN.
BAĞLADIĞIN GÖNÜL ZATEN SENDE.

NEFSİMİ KURBAN ETTİM SENİN YOLUNA.
HACLARI MÜBAREK EYLE BÜTÜN SOYUNA,
BAYRAMI BAYRAM EYLE VARIMA YOĞUMA .
VARIM DA YOĞUMDA ZATEN SENDE.....

23 Kasım 2008 Pazar

24 KASIM


24 kasım


Yirmidört kasım anlamlı bir gün ,

Bugün öğretmenler günü sanki bir düğün,

Bilinmezlik öyle zor çözülmez bir düğüm

Çözecek olan sensin sen ÖĞRETMENİM



Beni bana bırakmadan eğitip öğrettin,

Doğruyu,eğriyi gösterdin emeğini zerkettin

Sevgiyi saygıyı hep bizlere zikrettin

Sevilip sayılacak sensin sen ÖĞRETMENİM



Hakkını ödeyemez bu aciz varlığım,

Emeğe saygıyla bakar nacizane kulluğum

Sevginin eseridir bu halin kaynağı

Kaynağın sahibi sensin sen ÖĞRETMENİM



bu şiiri öğretmenlerime ,öğretmen arkadaşlarıma ,anne öğretmenlere ,öğretmen kardeşim GeCe ye armağan ediyorum sizleri seviyorum!........

21 Kasım 2008 Cuma

hayat gemisinin kaptanı


Derdi olan derdini derler durur,
gem vurur duygulara serzenişte bulunur
aslını kaybeder eyvah eder kahrolur
Hayat gemisinin kaptanı sensin başkası yok

Dertlerim geçici umutlarım ise çok
bir bilse insan mutsuzluk denen şey yok
onlarla oyalanma mutluluğa doğru yol....
hayat gemisinin kaptanı sensin başkası yok

geç dümene çiz rotayı gideceğin yerlere
seni bekliyor o diyarlar umutla ve neşeyle
git korkusuzca korktuğunun üstüne
hayat gemisinin kaptanı sensin başkası yok

18 Ekim 2008 Cumartesi

Frankestein tavuklar dönemi başladı


SLİT ANİMATİON


İlginç resimler nasıl hareket ediyor tıpkı canlı gibi....
bakalım

17 Ekim 2008 Cuma

KENDİMİZDEN Bİ HABERİZ

Hep vucudumuzu organlar olarak tanıdık hiç gördükmü ki en küçük yapı taşları olan hücrelerimizde neler olup bitmekte sanki uzay ve uzayda yaşayan canlılar ilginç gelebilir

TANRIYA DAVA AÇILDI

TANRI ADINA DAVA AÇTI MAHKEME HEYETİ TABİ Kİ BU DAVAYI REDDETTİ AMA REDDETME GEREKÇESİ NEYDİ?

BURAYI TIKLAYIP OKUYALIM!!!!

BENİM MOTİVASYONA İHTİYACIM VAR!!!!!!


Hayat herkes tarafından çok farklı yaşanır bazıları şeksiz şüphesiz yolunda ilerlerken bazılarınada destek gerekir gerek maddi gerek manevi...
Ben se her ikisine de ihtiyaç duyanlardanım .
Benim istanbul trafiğinde araba kullanmam lazım zira araba garajda çürüyoooo
2006 model araba daha 3000 km deeee acil kullanıp gezmem lazım zira eşim kullanamıyo manuel araba.O otomatik arabaya alışkın benim gibi bayanlar nasıl motive olurda trafiğie çıkarrr BİLEMİYORUM ÇOK MU ZOR BU ARABA KULLANMAK ......
Artık öğrenmek istiyorum zira ehliyet araba kullanmıyo.

15 Ekim 2008 Çarşamba

EYÜP SULTAN dan SESLENİŞ

AH EYÜP SULTAN AH
Yolunuz düşerse Eyüp sultana, gezerseniz eğer sokaklarında anlatılması zor , yoğun duygular yaşarsınız.
Eyüp sultan da tarihi doku öyle etkileyicidir ki sanki o zamanlarda yaşıyormuş gibi hissedersiniz ; sanki bir sihire kaptırırsınız kendinizi..Büyülü bir ramazan ayının arkasından yalnızlığa bürünen EYÜP SULTAN şu anda kendini kışa hazırlamakta.
Tarihi mekanlar tarih kokar hele bilirseniz ki tarih kitaplarında adını çokça duyduğumuz o değerli zatların mekanlarının orda olduğunu, insanın tüyleri diken diken olur.
Tarifi imkansız duygular içinde sonsuz bir saygı duyarsınız kalbinizden.Sanki siz değilsinizdir o anda bulunan siz sanki tarihteki bir kişiliksinizdir.Geçmişi yaşayan .bu duygular içirisinde dolaşırken birden bire karşınıza başka bir tarihi mekan çıkar O zatın maneviyatıyla doluveririniz sanki ;gönlünüzden , gözlerinizden yaşlar süzülür.Tutamazsınız kendinizi okurken başuçlarında yazan yazıları yada okumuşsanız hayat hikayelerini ; yaptıkları hizmetleri. onlar ömürlerini artık tamamlamıştır


Bizlere de tarihi emanetler bırakmışlardır.Onların emanetlerine sahip çıkmak ve bizden sonraki nesiller için güzel bir dünya bırakmak için bizler de elimizden geleni yapalım.......
Bu duygu yoğunluğundan sonra eyüp sultan tarihine kısaca bir göz atalım .
SEMTE ADINI VEREN O BÜYÜK ZAT ;
Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb el-Ensarî türkler arasında EYÜP SULTAN olarak bilinir. EYÜP SULTAN a bu topraklarda sultan lakabı layık görülmüştür.Peygamber efendimizin medine de mihmandarı dır aynı zamanda.
EYÜP SULTAN TÜRBESİ
Türbe II. Mehmet zamanında yapılmış olsa da, pek çok onarım geçirmiş, değişikliğe uğramıştır.Kefeki taşından sekizgen planlı, kubbeyle örtülü bir yapı olan türbe orjinalliğini korumaktadır.Avluya bakan bir hacet penceresi, bunun yanında da bir kapısı vardı, bunların üzeri avluya doğru taşan bir saçakla örtülüdür.
Türbenin aslı çok yalın olmakla birlikte, bu gün hem içi, hem de avluya bakan duvarı 15. yy. dan 18. yy. a değin çeşitli dönemlere ait çinilerle bezelidir. Eyüp Sultan Türbesi Müslümanlarca en kutsal yerlerden biri sayıldığı için, yapıldığından beri sürekli ziyaret edile gelmiştir.Osmanlı padişahları da gerek türbeye, gerekse camiye çok önem vermişler; sıkça onartmışlar ve değerli armağanlar sunmaya özen göstermişlerdir.Padişahların tahta çıkarken Eyüp Sultan Türbesi’ni ziyarete gelerek burada kılıç kuşanmaları da V. Mehmed Reşad’a değin gelen bir gelenek olmuştur.Türbe İstanbul’da yapılan ilk islam eseri olma özelliğini de taşımaktadır.Zaman içinde türbe kapısının yenilenmesine söylenen şu dizeler Sultan I.Abdülhamid’in emri ile kapı üzerine yazılmıştır.
Şefa’at kast ider
İhlasla ol bab’da Hakk’a
Bu cay’i pake HanAbdülhamid yapdı der-i vala" 1200(1786 dizeler Sultan I.Abdülhamid’in emri ile kapı üzerine yazılmıştır.
Mescidler
·Topçular Mescidi ·Takyeci Mescidi ·Sofular Mescidi ·Otakçılar Mescidi ·C. Kasımpaşa Camii ·Büyük İskele Camii
Hz.Eyüp Sultan T. ·Zal Mahmud Paşa T. ·Ü.Sinan Efendi T. ·Ş.Abdülmecid Efendi ·Ş.Abdullah Kaşgari ·S.Mehmed Reşad ·S.Mehmed Paşa T. ·Siyavuş Paşa T. ·Silahi Mehmed Bey T. ·Nakkaş Hasan Paşa T. ·Molla Lütfi Türbesi ·Mihmiran Mehmet A.T. ·Mehmet Vusulü T. ·Lala Mustafa P.T. ·Kızıl Mescid Türbesi ·Karabaş Ahmet E. T. ·Hüsrev Paşa Türbesi ·Hubbi Hatun Türbesi ·Hasan Hüsnü Paşa T. ·Halil Rıfat Paşa.T. ·Adile Sultan Türbesi ·Abdülvedut Sultan T. ·Hz.Ebu'd-Derda T. ·Hz. Hafir Türbesi ·Hz.Âmir Trübesi ·Hz.Ka'b Hazretleri T.
Mektepler
·Şah Sultan Mektebi ·Sultan Reşad Mektebi ·Mihrişah Valide Sultan
Medreseler
·Zal Mahmud Paşa ·Sokullu Mehmed Paşa ·Cafer Paşa
Hamamlar
·Eyüpsultan Hamamı ·Çömlekçiler Hamamı
Tekkeler
·Afife Hatun Tekkesi ·Baba Haydar Tekkesi ·Bahariye Mevleviha.. ·Balçık Tekkesi ·Cafer Paşa Tekkesi ·Hatuniye Dergahı ·Hüsrev Paşa Tekkesi ·İzzet Paşa Tekkesi ·Karyağdı Tekkesi ·Maktul Mustafa Paşa ·Mürteza Efendi ·Sertarik-Zade Tekkesi ·Selami Bey Tekkesi ·Şeyh Murad Efendi ·Ümmi Sinan Tekkesi


11 Ekim 2008 Cumartesi

SİZDE MOPLANIN DERLEYİP TOPLANIN


GeCe ve annekazın kullandığı moplarda neymiş bi bende alayım diye markete gittim.
nasıl bişey miş bilmiyorum tabi reyondaki cocuğa sordum. bu mop ta ne olaki ? hangisi diye sordum.
-o ne ki abla dedi .
bende reyonları doşaşıp incelerken birden gördüm mop yazıyo hemen aldım tabi ama hiç te yabancı olmadığım bişeymiş .çalıştığım iş yerinde de kullanılan ama adını bilmediğim daha doğrusu evlerde de kullanılabileceğini düşünmediğim bir ürün. Neyse aldım açıklama ingilizce nasıl kullanacağım gece yi aradım öğrendim .Suda beklettikten sonra kullanılacakmış vileda kovasına koyduk bekletmeye.küçük kızım ve büyük kızım Be@tnic birbirleriyle kavga etmeye başladılar illa ki ben yapacağım diye ve denedik ki gerçekten çok güzel halılarda saçları topluyo bizim için ÇOKK İDEALL çok fonksiyonel çok beğendim.
sizde moplanın derleyip toplanın

10 Ekim 2008 Cuma

HAYDİ DİYETİSYENE

sevgili hanımlar özellikle benim gibi şişman hanımlar (tabiki evlendik ve doğum yaptıktan sonra) kilolarını veremeyen hanımlara müjde!
Ben 21 yaşına kadar zayıf bayanken sonradan yıllar ın birikimi ile benimde kilolarım birikti ve artık giydiğimi kendime yakıştıramaz oldum kurban bayramında 52 beden kıyafet alınca şokkk
taki 25 mart ta arkadaşımı görene kadar çalıştığı yere gitmiştim 1 senedirde görmemiştim.
aaaa bide ne göreyim benim gibi tombiş hanım dal gibi incelmiş çokk şasırdım .
ne yaptın da böle dedim . O da diyetisyeni tavsiye etti . tabiki ben de gittim ve 3,5 ayda 18 kilo verdim.Doktor kontrolunde .Temmuz ayında diyete son verdim ama diyet te dememek lazım aslında bu sağlıklı beslenme programı desek fena olmaz.
Artık beni gören herkes çok şaşırıyo tanımakta zorlanıyolar 40 beden 42 beden giyiyorum
artık 17 yaşındaki kızımın kıyafetlerini kullanabiliyorum beni gören herkes diyetisyene gidiyo ve rahatça kilo veriyolar sağlıklı bir biçimde .PAROLA ŞİŞMAN YAŞAMAYA SON .
40 yaşından 20 yaşlarına döndüm .çok mutluyum çok .Nerdeyse manken gibi oldum çok özlemişim bu halimi artık hangi mağazaya girsem kendime uygun çok güzel kıyafetler var .HERKESE DE TAVSİYE EDERİM

7 Ekim 2008 Salı

BENİMLE KAL


Haykırıyorum sesimi bir duyan olmuyor!
Sesli sezsizlerden miyim ki anlaşılmıyor!
Dağa , denize, ormana kuşa sevdalıyım.
Sevda denizlerinde balığın karnındayım.
Aşağı,yukarı içeri-dışarı dolanıp duruyorum.
Bilmiyorum içimi- dışımı farkında mıyım ?
Mekanım la mekan İlahım La ilahe olsun .
Şaşırıp kaldım ama ; nefsim izin vermiyor.
Ruhum kanat çırparken gökyüzünde bulutlara,
Oysa kalbim burada benimle kal diyor.

13 Eylül 2008 Cumartesi

ömür


Yağmur gibi damla damla düşer gönüle,
Sevgi yağmuru , sığmaz ki bir ömüre!
Seven gönül için ömür ne kadar süre?
Ömürsüz olmak mı ?Bizim gibi ölümlülere.

Kul ;bilmez ki ölümü çok sızlanır.
Arar durur sevdiğini, sevdiği çok nazlanır.
Fazla olan kendidir, beden buna hazlanır.
Gel gör ki bu garip, hallerini neylesin.

Ömrün çoğu geçer geçmişle ve gelecekle,
Oysa O anda neler neler geçmekte;
Biz bilmeyiz ,O anda ki neş eyi
Neş e mi o ne demek ? garip sevgililere!

7 Eylül 2008 Pazar

xy


Bir Ah ettim! feryat figan eyledim.
Dolaştım durdum dünyayı mekan eyledim.
Yıllar ne çabuk geçti zamanı ziyan eyledim.
Kalbim parçalandı .Bütünü talan eyledim.

Ben bi çareyim neden bana bu zulum !
Sevinci , öfkeyi atıp neden gelmez bu kulun !
Derdim neydi uzaklaştım benliğimden !
Ol de olsun artık herşey kendiliğinden!

10 Temmuz 2008 Perşembe

DALGA


Denizden ayrıldım dalgalandım vurdum sahile
Bazen hırslandım kabardım köpürdüm ama nafile
Saldım içimdekilerini denizin derinliklerine.
Bazen uysallaştım sanki kendimi bildim.
Dalga dalga eridim oldum ben deniz.
Oysa ben dalga değildim sadece şekil itibarıyla
Rüzgara, fırtınaya kızmaya hakkım olmamasıyla
teşekkür etmek isterim bütün varlığımla,
Dalga bu yüzden öğrendi kendini dalgalanarak
Ben denizim deryayım okyanusum dedi ağlayarak.

12 Haziran 2008 Perşembe

DOĞUM GÜNÜMÜZ!!!!!

Çekilen sancıların ardından,
Mutlaka sevinç gelir.
Sel olur gözyaşlarım mutluluktan.
Sel olur sevgiler çoşkudan.
Bugün öyle birgün,ifadelerimi anlatam
kelimeler kifayetsiz.,Duygularım ise sonsuz.....
Düşünce dehlizlerinde ......
BUGÜN BÜYÜK KIZIMIN DOĞUM GÜNÜ
HAYATININ EN KÖTÜ GÜNÜ BÖYLE OLSUN
DİLİYORUM.İYİ Kİ DOĞDUN DİYORUM...

gece

Kader yolcusuyum,
EY sevgili nerdesin,
Doğar mı bilmem güneş ,
Bu bahtsız gönlüme,
Ah!dünya kadar güzel ,
Güneş kadar sıcak,
Ay kadar narin geceye,
Gel bu gece.
Sevinç te ,hüzün de
Neş e de var bu gece.

yansıyan

Suya düşen damlalar,
artık yok ,su oldu
deniz oldu,okyanus oldu.
İnsanoğlu da aynı,
bir gün yok olur.
Ne adı kalır ne sanı,
Örter perdelerini üstüne,
Dünya evi son bulur.
Artık kendi yok olmuş
Var olan sa ebedi var olan dır.
öncesi ve sonrasında.

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Anlamsız Sözler

Doğanın kanunu SEVMEK mi SEVİLMEK mi?
Her ikisidir desem yanılır mıyım?
Seven kimi neden sever?
Hiç düşünmezdim.
Sevilen kendince ne
Hüküm sürer.
Seven sevdiğinde Fena olur da gider.
Sevilen ne çare
Hükümsüz gider.
İkisini tüm bağlamda karşılaştırınca,
Seven de sevilen de
TEK olur gider.

YENİ UFUKLAR


Yol alıyorum ömrün denizlerinde !
Açtığım yelkenler fora misali.
Düşünce ufuklarında, çırpınışlarım,
Kanatlarını açan anka kuşu misali!
Aklımın en üst katmanlarına gidiyorum
Uzayın sonsuzluğunda yıldız misali!
Misallerle çıktığım yollarda ilerleyişlerim.
Başı sonu olmayan çember misali!

İÇTEN YANSIMALAR

Ardına bakmadan giden sevgili,
Terketmeyi meziyet mi sandın.
Gönlümü kırarken ince yerinden,
Gönül kırmayı marifet mi sandın.
Oysa ki sen ne terkedebilirsin.
Ne de gönül kırabilirsin.
Çünkü terkettiğin de,
Gönül kırdığın da SENSİN.

9 Mayıs 2008 Cuma

tüm annelere anneler gününüz kutlu olsun


Anne hakkını kim ödeyebilir ki?

Hiç kimse ödeyemez ödendi zanneder.

Anne sevgisini başka kim verebilir?
Veren verdi zanneder.

Dünyada en güzel koku

Anne nin sevgi kokusudur.

Kıyamaz yavrusuna

Yavrusunun Yavrusuna da

Üzülürler kızdınmı çocuklarına

Sahip çıkarlar tüm benlikleriyle evlatlarına

Emek verirler şevkat, sevgi verirler,

Esirgemezler Kızmazlar darılmazlar,

Anneler çok severler ,

Dünyasını verirler.Yavrularına.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

g ü n e ş

Güneş içimi ısıtıyor gökyüzünde,
Sevgi kadar sıcak ve yakıcı,
Güne eş olmuş yeryüzü,
Geceler gibi Karanlık ve soğuk.
Hayalim oysa gökyüzü ,
Bedenim ise yeryüzü,
Dolanır dururum ikisi arasında.

KISA KISA

Yağmur yağar inceden ince,
Nazlanır gönlüm seni sevince,
Kabarır topraklar yağmur görünce,
Bendeki gönül toprak misali.

Yağmur yağar toprak ıslanır.
Deli gönül ağladıkça uslanır.

NEDENSİZ!

Yürüyorum hayat yolunda
Bazen dar geliyor bazen de geniş,
Geçiyor zaman hayat yolunda,
Bazen kısa geliyor bazen de uzun.
Kalbimde her zaman bir ağrı ,
Kalp ağrısı dinmiyor dinmeyecekte,
Yürüdüğüm yollarda haykırışlar,
Bazen sesli bazen de sessiz.
Kendimi ifade edemem çok zor.
Aslında bu ifadeler de nedensiz.

30 Nisan 2008 Çarşamba

ANLA-MA

Gittin gelmedin -git gelme!
Sordun-sormadın hiç sorma!
Sevdin-sevmedin hiç sevme!
Artık gelmenin, sormanın, sevmenin!
Anlamı anlamsız hiç anlama!
Kendime döndüm tüm varlığımla!
Gelmedim,sormadım,sevmedim.
Ve bundan da pişman olmadım.

25 Nisan 2008 Cuma

srpl

Sezgiler düşünceler kadar önemli,
Ezeli-ebedi ayırımın süzgeci
Ram etti tutkular,sevgiler demeti,
Paylaştı aşikar ,mutluluğu temelli.
İçten içe düzeltti durumu,mimar gibi
Lümen etti fark etti ışık piramidi.

TEK BAŞINA

Yolcu nereye Dur.Gittiğin yer NERE?
Bilirmisin yolcu kim? yol NERE?
Sormaz mısın ? Bu yollar gider NERE?
Rehber lazım gittiğin o YERLERE.
Rehberinin izinden git mutlu olursun.
Seni dertten kurtarır,umutlanırsın.
Ama rehber Kim , ne diye Sorma,
Sana, bana kitap, birilerine hitap.
Rehberden vazgeçme geçersen ,bitap
Rezil rüsva olursun tek başına.

ge-ce

Can oldu, canan bana
Elzem duygularıma,
Meşk etti varlığıma.

24 Nisan 2008 Perşembe

şhnz

Şenlendi yine birlikte, zamanlar
Evvelde neredeydi o güzel anlar,
Herhali bambaşka o ince duygular ,
Nazlı bir edayla savruluyorlar.
Aynı anda birden çok kelimeler,
Zevkle salınıp,titreşiyorlar.

23 Nisan 2008 Çarşamba

ÇOCUKLARIN DİLEĞİ
Çocuklar şarkı söylerken
Kanatlanır gökyüzüne
Melek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
Sarı saçlı, mavi gözlü
Bebek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
Bulut olur
Gökkuşağı olur
Deniz olur.
Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Pırıl pırıl saydam kanatlı
Kelebek olur.
Çocuklar şarkı söylerken
23 Nisanlarda
Dillerinde, gözlerinde
Yüreklerinde yalnızca
Bir dilek olur.
Teşekkürler Atatürk
Teşekkürler Atatürk
M. Macit TAŞ

Ay doğdu,batıdan .
Türkiyenin karanlık yüzüne,
Adı kendinde saklı,
Tarihe geçti kendisi.
Ürkek gözler denizden bir damla,
Resim gibi seyrediyordu her anı ,
Kısmet oldu , O na kurtarmak vatanı.

19 Nisan 2008 Cumartesi

MEVLANA

Senin canında bir can vardır, sen o canı ara.
Senin teninin dağında çok kıymetli bir inci bulunmaktadır.
Sen o incinin mâdenini ara.
Ey Hak yolunda yürüyüp giden Sûfî!
Eğer araya biliyorsan, onu, sen, kendinde ara,
kendinden dışarıda arama.

18 Nisan 2008 Cuma

ARIYORUM

Açıyorum. Bütün kilitleri,şifreleri
Arıyorum her yerde sürekli
Arayan aramayı bırakmasın
Aradığını bulunca şaşıracak
Hüküm sürecek herşeyin üstünde
Diyen resüllerin izinden
Gitmek gerek ama ne çare,
Gitmek kolay değil bu da izinle
İzin çıkacak isteyene elbette
Sen yeterki gönlünden iste sessizce.

15 Nisan 2008 Salı

Asıl olan hayaller

Güney ,kuzey,doğu ,batı,
Üzülme ,herkes çok katı,
Limanda demirli bu kızın yatı.
Çok istedi,oldu bu güzel anı,
İşte ,hayat bazen acı ve tatlı .
Ne güzeldir, emeği ve amacı.

gül bahçelerini deren

Güleç yüzlü , güzel özlü,
Üstüne gitmeyin.Açıksözlü,
Lisanında yoktur.İki yüzlü.
Değirmen Taşı gibi öğütür.
En sevimli haliyle de övünür.
Rengarenktir yaşamı ; ikizler hali.
Emeline ulaşır her durumda talihli.
Nükteleri noktasızdır; sürer hayali.

14 Nisan 2008 Pazartesi

Ka-fi

Akşamları neden bilmem hüzün çöker,gönlüme,
kalbim ağrır yürek,isyan eder derdine.
İsteksizce gözlerim daldı geçmişime,
Fethedilen şehirler kadar ; kalbimdi de.

virgo dan kısa dörtlükler

Seni düşünüyorum her saat her an
Sen sendemisin,yoksa bendemi?
Ben ise ben miyim yoksa senmi?
Çözemedim çözülmesi zor bi bilmece.


Aklım karışıyor bu dünyanın haline,
Niye insan kendinle değil de başkasının derdinde?
Bilmezler mi bu devran gelir geçer döner tersine,
Her an kader yaradanın elinde,

12 Nisan 2008 Cumartesi

sessiz sözler

Gitme kal diyemedim. gidene,
Üzüldüm içten içe sessizce,
Lüle, lüle kıvırcıktı saçları,
Tertemiz duyguları ve de vefalı,
Engin bilgisi hali tavrı,edası,
Nakş etti sevgisi yaralı yüreğime.

11 Nisan 2008 Cuma

string


Baharda yeşeren umutlarla,
Evren ahenkle salınıyor.
Raks ediyor bütün canlılar,
Kainat şarkısını söylüyor.
Özden gelen ritimlerle,
Zamansız mekansız capcanlı.

10 Nisan 2008 Perşembe

BAKIYORUM İN-SAN LARA

B akıyorum her insanın durumu farklı.duyguları ,düşünceleri,davranışları kısaca her hali farklı.
Aynı ortamlarda bile herkes kendi psikolojik durumuna göre olayları farklı algılayıp yorumluyor.
Aynı resme bakan kişiler bile resmin detayları nı farklı algılıyor.Kişiye özel bir algı mı? mevcut diye bazen düşünüyorum.Her neye bakıyorsak bakış açımız mı? dar peki bu açıyı nasıl arttırabiliriz? gibi sorular olacaktır.Kişinin hayata bakışı mutluluk ve mutsuzlukları tetikleyebiliyor.Kendi kendimizin yarattığı bu dünyada düşüncelerimizin esiri olabiliyoruz.HER İNSAN ASLINDA TEK .İnsanoğlu nun fıtratındanmıdır bilemiyorum. Nefsimiz kendini diğerlerinden üstün görüyor,paylaşımlar azalıyor.Önce karşımızdaki ne Sen demek gururumuzu incitiyor.Sanal güzellikler anlık mutluluklara meylediyor.Birbirlerinin üstünden prim yapmaya,doğal ortamın dengelerini bozmaya ,sadece kendini düşünmeye çalışıyor.Çıkarları için diğerlerini feda edebiliyor.
Hayat bir sınav birileri kazanacak diğerleri de kaybedecek , tabiki her şey zıtlarıyla mevcut olacak ki güzel olan bilinsin,değerlensin. Söyleneek sözler aslında bitmez Bu yüzden burada
noktalanmıyor.
sizlere hayat denen sınav kağıdımdan cevapları ara ara nakletmeye kendi yaşadıklarımı aktarmaya çalışacağım .Şimdili hoşçakalın

ALEMLERİN EFENDİSİ

Ensar ın en şanlısı O
Yeryüzünde O nu misafir eden
Üzülen Kainat sevinçli
Peygamber şehri Taybe

Sevgililerin sevgilisi O
Ulemanın en bilgini O
Lut un Uzze nin devri
Tapınmadın derdi bitti
Ancak O nda geeçekleşti
Noktanın alemleri seyri.

8 Nisan 2008 Salı

brhm

İyilik yapmak özünde ,sanki görevin
Bıkmadan,usanmadan öyleki ödevin.
Ruhunu kaptırmışsın rüzgarlara.
Arkadaşlık ise her daim erdemin.
Hikmet eyleyip çalışır kazanırsın.
İsteyene vermek sanki hedefin.
Mutluluğa ulaşmak ise kaderin.

7 Nisan 2008 Pazartesi

akrostiş


Mutlu olmak çok zor değil,

En mutsuz ,anlarda mekanlarda.

Laleler, güller koklamak zor değil.

En içten samimi duygularda,

Kendin kendini anladığın zaman.

3 Nisan 2008 Perşembe

Yine andım seni bu gece ümitsizce,

Ağlayıp gözyaşları döktüm sessizce,

Rüyadayım sandım karşımda görünce,

Ay yüzlü sevgiliye bakmaya doyamadım.,

Denizler dalgalanmadan durulmaz derler,

Anladımki ben de denizler gibiyim,

Nakş ederken yaradan viran gönlüme.

HAZAN BAHÇELERİ
Kalbim yine üzgün, seni andımda derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan behçelerinden
Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
Gördümki yazın bastığımız otları solmuş
Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yahya Kemal Beyatlı

2 Nisan 2008 Çarşamba

annemin bize öğrettiği bir tekerleme



KÜÇÜK SIPA NE OLDU?

küçük sıpa ne oldu?
ne sirke ne de bal
işte size bir masal
inanmazsan inanma
düşünde payını al
bilinmeyen bir zaman
akıllıymış her hayvan
insanlar bile demiş
artık sizden el aman

tilki saf bir bakkalmış
tezgahtarı çakalmış
bayan hindi kasadar
horoz amca tellalmış

ördekler çok kurnazmış
deve kuşu ve kazmış
bay hindi şair olmuş
güzel şiirler yazmış

ormanlarda şehirler
bal akarmış nehirler
yılan ünlü bir doktor
şifa imiş zehirler
kurt kuzu öğretmenmiş
tavşancık sportmenmiş
fakat her koşuda
kaplumbağa rekortmenmiş


küçük sıpa düşünmüş taşınmış
tatlı tatlı kaşınmış
bir de bakmış ki ne olsun
kocaaman EŞEK olmuş
bağırmış Aİ Aİİİ diye

EY ZAMAN

gidiyorsun hızlı hızlı acelen ne NEREYE?

anlayamıyorum seni bekleyen biri mi var?

yaşımı kırk ettin kırka kırka parçaladın!

kendime ait ne varsa her seferinde.



iyi ki aldın beni bana bırakmadın!

vuslat zamanı geldi yaradanla.

ilk göz ağrım büyümüş kızıma küçük sözlerrr onları ben çok seviyorum

En güzel zamanların
Ziyan olup gidiyor
Güzel olan her yerde
İşte kendi BİLMİYOR
SEVGİLERİMLE

ikinci göz ağrım küçük kızıma küçük sözler eda için onları ben çok seviyorum!


EDA lı güzel bir kızsın
Daima kızar.huysuzsun:))
Aman nazlı bir çiçek.......
Arkadaşınla da mutsuzsun?
Yaramazlık herhalin!
Ağlamak senin siperin!
Ruhu özgür bir kızsın.....
.

SENİ ARADIM

Ey sevgili NERDESİN?
Rüzgarlarla savruldum yağmurlarda ıslandım.
Tutsak gecelerde, gündüzlerde seni aradım.
Uzaklarda ,yakınlarda ;
Gökyüzün de aradım,yeryüzünde
Renklerde, yazlarda, kışlarda seni aradım.
Uzlette ,ülfette her halimde ;
Lal oldum bakarken kendime.

GÜLLERİN EN GÜZELİNE

Gül sensin,değersin,
Üzülme,her şey sensin,
Lütfet ebedi mutluluğu,
Sevgide,huzur da sensin,
Eşyada ki mutlakiyet,
Verdiğin ,aldığın sensin.
Eğer bilmezsen;kendini
Ney de neyzen de sensin

çocukluk günlerimde annemle yazdığım bir şiir


DERE
köyümün kenarından
vrılarak akarsın
dağlardan su toplayıp
ovaları sularsın
bazen alır kuzumu
kenarına giderim
onun tatlı sesini
zevk alarak dinlerim
kenarında ağaçlar
dalları suya değmiş
kenarında oturup
seyretmek ne güzel
miş