29 Ocak 2010 Cuma

cuma sohbetleri 50 anne -baba


Abdullah b. Mes’ud diyor ki: “Peygamber (s.a.s.) Efendimize:

-Allah’ın katında en sevgili amel hangisidir? diye sordum, Peygamber (s.a.s.):
-Vaktinde eda olunan namazlar, buyurdu.
-Namazdan sonra hangisi daha sevgilidir? dedim.
-Ana-babaya iyilik etmektir, buyurdu.
-Sonra hangisidir? dedim.
-Allah yolunda cihaddır, buyurdular. (Riyâzu’s-Sâlihîn, I, 347).

Çocuklar anne-babaları hakkında kötü konuşmamalı, onlara sövmemelidir, vasiyetlerini yerine getirmeli, dostlarına ikramda bulunmalıdırlar: “Ey Rabbimiz kıyamet günü, beni, anne-babamı ve bütün müminleri mağfiret eyle. ” (İbrahim, 14/41) diye dua etmelidir.

Baliğ olan çocuklar ana-babalarının odalarına her zaman izin alarak girmelidirler. Baliğ olmayan küçükler de şu üç vakitte ana-babalarının veya başkalarının odalarına izin ile girmelidirler:
Sabah namazından önce, yani yataktan kalkıp giyinileceği zaman; öğle uykusu sırasında yatsı namazından sonra yatılacağı zaman.
Çünkü bu vakitler karı-koca arasında mahrem vakitlerdir. Allah’u Teâlâ, bütün müminlere bunu çocuklarına öğretmelerini emretmiştir (en-Nûr, 24/58).

Hz. Peygamber, “kime iyilik edeyim” diye soran bir sahâbiye şu karşılığı vermiştir: “Ananıza (bunu üç defa tekrarlamıştır) sonra babanıza, sonra en yakın olanlara” (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1,2; Ebû Dâvud, Edeb, 120). Yine Peygamber Efendimiz “Anne Cennet kapılarının ortasındadır” (İbn Hanbel, V, 198); “Cennet annelerin ayakları altındadır” (Nesâî, Cihad, 6) buyurmuştur.

Çocuklar ana-babalarına karşı daima saygılı olmalı, onlara karşı tatlı dilli, güler yüzlü davranmalıdırlar. Ana-babanın bütün söylediklerini Allah’a itaatsizlik söz konusu olmadıkça, dinlemek ve kabul etmek gerekir. Her işte onların rızasını almaya çalışmalıdır. Onların hizmetlerini kendi hizmetinden önce görmelidir. Öldüklerinde de onları rahmetle anmak, onlar için hayır dua etmek, hayır yapmak, vasiyetlerini yerine getirmek gerekir.
Allah’a şirkten sonra en büyük günah ana-babaya itaatsizliktir. Ana baba İslâmî emirleri yerine getirmede ve yasaklardan kaçınmada titizlik göstermiyorlarsa ve hatta kâfir iseler bu onların ana-baba olmalarından doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla onlara Allah’a isyan teşkil etmeyen hususlarda itaat etmek ve her zaman iyi davranmak gerekir.


sevgilerimle ........






22 Ocak 2010 Cuma

CUMA SOHBETLERİ 49 KARTAL VE TAVUK


Bir zamanlar, büyük bir dağda kartallar yuva yaparlarmış.

Bir kartal da 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş. Bir gün bir deprem olmuş. Ve yumurtalardan
bir tanesi dağdan yuvarlana yuvarlana vadide yer alan bir çiftliğe kadar düşmüş.

Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş.

Çiftlikteki tavuklar, bu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler. Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyu, koruması altına almış.

Bir gün, küçük kartal doğmuş. Çevresinde tavukları görmüş ve kendini bir tavuk zannetmiş. Bütün tavuklar da ona bir tavuk gibi davranmışlar. Ailesini de çok seviyormuş. İçinden, bazen, “ben kimim?” sorusu geçiyormuş.

Ama o bir tavukmuş. Bunu böyle bilmeliymiş.

Birgün çiftlikte oyun oynarlarken, yukarı baktığında bir grup kartalın özgürce uçtuklarını görmüş. "Aman Allah’ım, ne kadar güzel uçuyorlar. Ben de onlar gibi uçmayı çok isterdim" demiş. Tavuklar, bu düşünceye hep birlikte gülmüşler.

"Sen bir tavuksun ve tavuklar uçamazlar" demişler.

Küçük kartal, artık daha sık gökyüzüne bakıyor ve uçan kartallar gibi uçmak, özgür olmak istiyormuş. Ne zaman bu düşüncesinden arkadaşlarına, ailesine bahsetse, hep şu cevabı alıyormuş. "Sen bir tavuksun. Bırak bu hayalleri."

Zamanla, küçük kartal da bu düşünceyi kabul etmiş. Hayal kurmaktan vazgeçmiş ve hayatını bir tavuk olarak yaşamaya karar vermiş. Ve hayatının sonu geldiğinde de bir tavuk! olarak ölmüş.

Kıssadan hisse: Ne olduğunu düşünürsen, o olursun. Eğer, hayatınızın herhangi bir zamanında, kartal olma hayalini kurarsanız, hayallerinizi takip edin. Tavukların sözlerini değil.


SELAMLAR VE SEVGİLER....



15 Ocak 2010 Cuma

cuma sohbetleri 48 rızık endişesi



Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yy) bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin kıtlığı önemsemeyerek eğlendiğine şahit oldu. Yanına yaklaştı ve sordu:

- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle eğlenebiliyorsun? Köle cevap verdi:

- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.

Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi:

- Hey Şakik kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden Allah'a inanıyor, tevekkül ediyorsun, Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin…

.......................

hayırlı cumalar .....

8 Ocak 2010 Cuma

CUMA SOHBETLERİ 47 MUTLULUK....

.

Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler...
Saklayalım, zor bulsunlar...
Zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya...
Sorun büyükmüş...
Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü...
Kimisi:
'' Everest'in tepesine saklayalım'' demiş, kimisi:
'' Atlas Okyanusu'nun dibine'' demiş.
Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası...
Bir hastanenin yenidoğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi..
Sigara paketi, lale bahçesi...
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...
Derken meleklerden biri:
'' İÇLERİNE SAKLAYALIM '' demiş...
'' Kimsenin aklına gelmez içine bakmak!!!''
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış...
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor.Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü...
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk...
Ne başkasının ekmeğinde,
ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde...
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun...

siz dışarısını bırakın hep içinize bakın...

sevgilerimle mutluluklar....

6 Ocak 2010 Çarşamba

TANRI 12 ÇOCUĞUNU ÇAĞIRDI VE.....

Her burca Tanrı kendi öz çocuğu gözüyle baktı… İsimlerini de bizzat kendisi koymuş: KOÇ, BOĞA, İKİZLER, YENGEÇ, ASLAN, BAŞAK, TERAZİ, AKREP, YAY, OĞLAK, KOVA, BALIK…
Tanrı bir sabah yaşam tohumlarını onlara ekmek için bu 12 çocuğunu gür sesiyle huzuruna çağırmış. Çocuklar, kendilerine sunulan yaşam tohumlarını ebedi birer armağan olarak alacaklardı… Teker teker öne çıktılar… Ve Tanrı başladı onlara armağanlarını sunmaya:
"KOÇ!.. Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektiğin her bir tohuma karşılık elinde bir milyon tohum bulacaksın. Fakat onların büyümelerini görecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına BEN'i yerleştirecek ilk kişi sen olacaksın. Fakat bu düşünceyi geliştirmek ya da hakkında soru sormak senin görevin olmayacak. Yaşamının nedeni eylemdir ve bu eylem insanlara benim yaratıcılığımı haber verecektir. İyi çalışabilmen için sana ‘kendini beğenme’ özelliğini veriyorum." ve Koç sessizce yerine çekildi…
"BOĞA!.. Sana tohumu madde haline getirme gücünü veriyorum. Başlanmış olan bütün işleri senin bitirmen gerektiği için görevin çok sabır istemektedir. Aksi halde tohumlar rüzgarda savrulup kaybolacaktır. Yapmanı istediğim bu görev için soru sormayacak, işin ortasında düşünceni değiştirmeyecek ve başkalarından destek beklemeyeceksin. Bunun için sana ‘güçlülüğü’ veriyorum. Onu akıllıca kullan." ve Boğa yerine çekildi…
"İKİZLER!.. Sana insanların çevrelerinde gördükleri şeyi anlamalarını sağlayabilmen için cevapsız sorular veriyorum. İnsanların neden konuşup, neden dinlediklerini hiç bir zaman bilmeyeceksin. Fakat cevap bulmak için yapacağın araştırmalarda sana armağan olan ‘bilgi’yi bulacaksın." ve İkizler yerine çekildi...
"YENGEÇ!.. Sana insanlara duyguyu öğretme görevini veriyorum. Bütün duyguları yaşayarak öğrenmeleri ve olgunluğa ulaşmaları için onları hem ağlatıp hem güldüreceksin. Sana olgunluğu hızla arttıracak olan ‘aile’ armağanını veriyorum." ve Yengeç yerine çekildi…
"ASLAN!.. Sana yaratıcılığımın tüm görkemini dünyaya gösterme görevini veriyorum. Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaratıcılığın senin değil, benim olduğunu daima hatırlamalısın. Eğer bunu unutursan insanlar seni küçük göreceklerdir. Bu görevi iyi bir şekilde yerine getirirsen büyük haz duyacaksın. Bunun için sana armağanım ‘onur’dur." ve Aslan yerine çekildi…
"BAŞAK!.. Senin de insanların benim yarattıklarımla neler yaptıklarını sınamanı istiyorum. Onların ne yaptıklarını dikkatlice inceleyip kusurlarını hatırlatacaksın ve böylece benim yarattıklarımı iyice öğrenmelerini sağlayacaksın. Sana bunu yapabilmen için ‘saf düşünce’yi armağan ediyorum." ve Başak yerine çekildi...
"TERAZİ!.. Sana insanların birbirlerine karşı olan görevlerini hatırlayabilmeleri için ‘hizmet’ erdemini veriyorum. Böylece insanlar işbirliğini öğrenecek ve kendi davranışlarının diğer yönlerini de yansıtma yeteneğini edineceklerdir. Ve uyumsuzluk olan her yere seni yerleştireceğim. Bu gayretlerinin başarısı için sana armağanım ‘sevgi’dir." ve Terazi yerine çekildi…
"AKREP!.. Sana çok güç bir görev veriyorum. İnsanlara düşündüklerini anlama yeteneği verdiğim halde, anladıklarını söylemene izin vermeyeceğim. Bir çok kez gördüklerinle acı çekecek ve bu acı ile benden uzaklaşacaksın. Bu acının benden değil, benim yanlış anlaşılmış olmamdan kaynaklandığını unutacaksın. Birçok insanı hayvan gibi görecek ve onların hayvansal içgüdüleriyle öylesine uğraşacaksın ki, yolunu şaşıracaksın. Fakat sonunda gene bana döneceksin. Sana en üstün armağanım olan ‘amaç’ı veriyorum.” ve Akrep yerine çekildi…
“YAY!.. Senden beni yanlış anlayıp çaresizliğe düştüklerinde insanları güldürmeni istiyorum. Güldürme, insanlara umut verecek ve bu umutla insanların gözlerini bana çevirmelerini sağlayacaksın. Birçok kişinin yaşamına yalnız bir an için girecek ve girdiğin her yaşantıdaki huzursuzluğu tanıyacaksın. Sana karanlıktaki her köşeye erişip aydınlatabilmen için ‘sonsuz bereket’ veriyorum.” ve Yay yerine çekildi...
“OĞLAK!.. Senden insanlara çalışmayı öğretmen için alın terini istiyorum. Tüm insanların yükünü omuzlarında taşıyacağın için, bu aldığın görev hiç de kolay değildir. Ama boyunduruğuna girdiğin bu yük için senin ellerine insanlığın sorumluluğunu veriyorum.” ve Oğlak yerine çekildi…
“KOVA!.. Sana insanların tüm olanakları görebilmeleri için ‘gelecek’ kavramını veriyorum. Benim sevgimi kişiselleştirmek için yalnızlık acısını çok duyacaksın. İnsanların gözlerini yeni olanaklara çevirebilmeleri adına sana ‘özgürlüğü’ armağan ediyorum.” ve Kova yerine çekildi…
“BALIK!.. Sana hepsinden daha güç bir görev veriyorum. Senden insanların üzüntülerini toplayıp bana geri getirmeni istiyorum. Senin gözyaşların sonunda benim gözyaşlarım olacak. Senin topladığın üzüntüler, insanların beni yanlış anlamalarından doğmuş üzüntülerdir… Fakat senin onlara vereceğin şefkatle onlar yeniden beni anlamaya üçalışacaklardır. Bu güç görev için sana en anlamlı armağanımı veriyorum. Sen on iki çocuğum arasında beni tek anlayan ve yorumlayan olacaksın. Fakat bu anlayış yalnız senin içindir. Sen onu insanlara anlatmak istediğinde onlar seni dinleme
yeceklerdir.” ve Balık da yerine çekildi…


her burcun görevleri ......