28 Kasım 2008 Cuma

uluslararası istanbul 4. lale festivali


ist büyükşehir belediyesinin gelenek haline getirdiği her yıl halka dağıtılan lalelerden her sene ben de alırım ama sadece 2006 yılında ekebilmiştim . bu sene ihşallah ekeceğim .
LALE NİN HAZİN ÖYKÜSÜNE KISACA DEĞİNELİM.....
lale, resmi tarihin hışmına uğrayan güzelim çiçek.

Adını pek de iyi anılmayan bir devire verdiğinden adeta gözden düştü, güzelliği görmezden gelindi.Halbuki lale, sadece Osmanlı’nın gerileme devrinde öne çıkan bir çiçek değil; bütün bir Osmanlı tarihinin hatta Selçuklu’nun estetik mührüydü. Bugün sadece bahçe çiçekçilerinin tarhlarını ve bulvarların kaldırımlarını süslüyor. “Laleler Ülkesi” diye anılan ülke biz değiliz artık, Hollanda... Oysa lale ülkesi bizdik, oralara bizden gitmişti.

Lalenin hikayesi Osmanlı’nın hikayesine ne kadar benzer. Öncesi ihtişam, sonrası unutulmak!Lale, İslâm medeniyetinin adeta sembolü. Mermere, ahşaba, çiniye ve kaftana işlenen güzellik ve zerafet. “Nedir laleyi böylesine has kılan?” diye sorarsanız, şöyle cevap veriyor işin erbabı:

Lale, ‘lâm’, ‘elif’ ve ‘he’ harfleriyle yazılır. Yani varlığının güzelliğini âlemin her yanında tecelli ettirmiş Allah’ın adıyla aynı harflerle. Hilal kelimesi de böyle. Bu sebeple yerde lale, gökte hilal O’nun “cemal” tecellisinin birer sembolü olarak sevilmiş, her yere türlü şekillerde nakşedilmiş. Lale devrinin şairlerinden Remzi Efendi laleye duyulan sevginin ezeli olduğunu şu dizelerle anlatır: “Laleye pîr-i sabâdan bu nefes şimdi değil / Ezelîdir bu hevâ vü heves şimdi değil.”Yani “Laleye saba rüzgârının ettiği nefes yeni değildir. Laleye duyulan bu arzu ve heves ezeldendir.”Lalenin hazin sonunu ise hiç kimse Üstad Ahmet Hamdi Tanpınar kadar içli anlatamadı. Kendi döneminde bile artık lale kültüründen ne kadar uzaklaşıldığını bir makalesinde Üstad şu şekilde dile getiriyor:

“Lalenin zevkteki yeri kayboldu. O artık hiçbir şeyin sembolü değildir. Ne şair onun renginde sevgilisinin yanağının rengini hatırlıyor, ne nakkaş çiniye, mermere, yahut parmaklığın iyi dövülmüş madenden dantelasına onun birlik işaretini, bir ‘lam elif’in bükülüşü ile Allah’tan gayrı her mevcudun varlığını ortadan kaldıran sessiz belagatini geçirmeye çalışıyor; ne de yazı ustası, eski lam’ların kavsinden onun şeffaf fanusunu tutuşturuyor

Lale şimdi zevk dediğimiz terkibin dışında, arkasından tanrısı çekilmiş herhangi bir şekil gibi sadece bir çiçek olarak mevcuttur…”Tanpınar, bunun bir medeniyetin artık hatıralarda kalmasından kaynaklandığını vurguluyor ve devamında, “Üslup bir kültüre ve medeniyete aittir. Lale bir üslup motifi idi...” diyor.Semerkand-Akif Güler-

6 yorum:

Paşa dedi ki...

kıs banada lale aldınmı????

Virgo dedi ki...

YOK WALLA BANA DA AZAT BEY VERDİ LALELERİ İHŞALLAH YARINDA DAĞITILIR ALIRIM

GAMZELİ ANNE dedi ki...

merhabalar bloğumu ziyaret ettiğin için teşekkürler.bu sayede tanışmış olduk...görüşmek dileğiyle hoşçakal....

GeCe dedi ki...

ay ben de isterim


laleler osmanlının tüm işlemelerinde çinilerinde kumaşlarında hep vardı şimdi ise bu tarz desenleri eski moda olarak adlandırıyoruz

NeS dedi ki...

Her sene lale zamanında laleleri değişik semtlerde dağıtılırken görür ve bir türlü sıraya girip de alamadım. Bize de öyle elden verenler olsa ne güsel olur :)

SMİLENA dedi ki...

bu güzel bilgiyi paylaştığınız için teşekkürler.bizim bahçede var annem her baharda tekrar eker kış gelince de soğanlarını toplar.büyük itina ile bakar onlara onlar da açar açar.çok güzel bir çiçek....