29 Mayıs 2009 Cuma

cuma sohbetleri 23 FATİH (FETİH)


iSTANBUL ELBETTE FETHOLUCAKTIR.
ONU FETHEDEN KOMUTAN NE GÜZEL KOMUTAN
ONU FETHEDEN ASKER NE GÜZEL ASKER"


MÜJDESİNE MAZHER OLAN HZ FATİH VE ASKERLERİ
BİZE CENNET BAHÇELERİNİ HEDİYE ETTİLER


Fatih Sultan Mehmet,Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e karşı duyduğu derin muhabbetini,en güzel biçimde İstanbul'un fethinde ortaya koymuştur.

Fethin hazırlık aşamasında,Rumeli Hisarı'nı,

O nun güzel ismi ''Muhammed''in arapça yazılışına göre inşa ettirmiş ...

Hatta kendiside yapımı sırasında bizzat taş taşımıştır.


İSTANBUL GÜZEL ŞEHİR BOĞAZDA İNCİ BİR KOLYE ....
hayırlı cumalar hayırlı hafta sonları

22 Mayıs 2009 Cuma

cuma sohbetleri 22 görebilmek



Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;

- Buranın yabancısıyım, demiş.

Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler..

Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra;

Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde..Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten.

- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?.

-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk... Üstelik manolyalar da katılıyor onlara.. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız..Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde farketmiş çocuğun kör olduğunu..

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini farkettiğini..Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;

- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki!. Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?. Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;

- Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür..
Gösterdi ........... gördü anlamına gelmez

Söyledi ............. duydu anlamına gelmez

Duydu .......doğru anladı anlamına gelmez

Anladı .......... hak verdi anlamına gelmez

Hak verdi .......... inandı anlamına gelmez

İnandı ............ uyguladı anlamına gelmez

Uyguladı ...... sürdürecek anlamına gelmez


herkese hayırlı cumalar ve hafta sonları ...

19 Mayıs 2009 Salı

19 /05/1919 VE SIRLARI


ATATÜRK ne kadar manidar ne kadar akılcı ve bilimsel bir düşünce ile bu bayramı TÜRK gençliğine armağan etmiş.

NEDEN çünkü şu geliyor aklıma birden .

Allah Resulü’nün; “Ben rabbimi genç bir delikanlı suretinde gördüm” sözleri birden ikisiyle bağdaştı .

Delikanlılık, insan bedeninin en olgun, en kemâle çıkmış zirve hâlidir. O delikanlılık devresinden sonra, beden tükenişe geçer. Sıfır yaştan 18-20 yaşına kadar olan devrede tam zirveye erişilir; ondan sonra hücreler yıkılmağa başlar!. Yıkılış tabîi daha ağır gidiyor, onun için bedenin yaşamı daha değişik oluyor.
Şimdi, görülen o kemâl sûret, Rabb`in sûrete bürünmüş hâli.. O sûrete bürünmüş hâlinde ben Rabbı`mı gördüm demektir. En güzel hâlinde gördüm demektir.

EN GÜZEL HALİNDE GÖREN ZATLAR BİR ŞEKİLDE KENDİLERİNİ ÇOK GÜZEL İFADE ETMİŞ ÇOK ...........

19

mustafa kemal atatürk isminde 19 harf vardır.

doğum tarihi 1881, 19 un 99 katıdır.

1881 rumi tarihe çevrilirse 1297 çıkar. 1297, 1+2+9+7=19 dur.

1881 tarihinden 19. yy sonuna 19 yıl kalmıştır. 1881, 19 un 99 katıdır.

1900 senesinde 19 yaşındadır. 19. yy bitmektedir.

1900, 19 un 100 katıdır. 19 mayıs 1919 samsuna çıkış tarihidir.

1919, 19 un 101 katıdır. 1938 ölüm tarihidir. 1938, 19 un 102 katıdır. 1938, 19+38= 57 öldüğü yaşdır. 1938, 19x2= 38 dir.

1893 yılında selanik askeri okuluna girdi. 19 sene sonra 1893+19=1912 (09/01/1912) de trablusgarp da tobruk savaşını kazandı, binbaşı oldu.

1893+9=1902 yılında okuldan üsteğmen olarak mezun oldu. 1902+19=1921 (19/09/1921) yılında mareşal olmuştur.

16/05/1919 da samsuna hareket etmiştir. günlerden cuma dır.

1197 gün sonra (1197, 19 un 63 katıdır), 26/08/1922 de büyük taarruz başlamıştır.

1197 günde 171 (171, 19 un 9 katıdır) cuma geçmiştir.

19/05/1919 da 19 arkadaşı ile samsuna çıktı ve 38 yaşındaydı.

38, 19 un iki katıdır. 1919, 19+19=38. samsuna çıkış tarihi 1919 dan 19 sene sonra 1938 de 57 (57, 19 un 3 katıdır) yaşında öldüğünde 19 tane 19 mayıs görmüştür.

çanakkalede 57. alay komutanı oldu. sonra kendisi 19. tümeni kurdu ve komutanı oldu.

cenaze namazı 19/11/1938 de kılındı. i. inönü savaşı türk ordusunun ilk savaşıdır ve 5 gün sürmüştür.

dumlupınar meydan muharebesi kurtuluş savaşının son muharebesidir. ve 14 gün sürmüştür. 5+14=19. nüfus cüzdanı numarası 993814-b dir.

baştaki dokuz öldüğü saati, sondaki 14 yaklaşık öldüğü dakikayı ortadaki 938 ise ölüm yılını gösterir.

çanakkalede 57. alaya kumanda ederken şu emri verdi. "size ben taarruz etmeyi emretmiyorum ölmeyi emrediyorum. biz ölünceye kadar geçecek zaman içerisinde yerimizi başka kuvvetler başka kumandanlar alabilir" sözündeki toplam sözcüklerin adedi 19 dur.

"istikbal göklerdedir" cümlesindeki harfler toplamı 19 dur.

"ne mutlu türküm diyene" cümlesindeki harfler toplamı 19 dur.

BESMELE 19 HARF ÇOK İLGİNÇ GELDİİ..

BU ALLAHIN HİKMETİ ....

15 Mayıs 2009 Cuma

CUMA SOHBETLERİ 21- BİR BUÇUK DERVİŞ




Şeyh Hacı Bayram Veli`ye derviş olanlardan vergi alınmıyor...
O devirdeki kural bu!.. Zamanın padişahının Ona olan saygısından koyduğu bir kural..
Önüne gelen de bu nedenle Şeyh Hacı Bayram`dan el alıp, derviş oluyor!..
Gün geliyor, Ankara civarında kırk bin kişi Hacı Bayram Veli `ye derviş oluyor, ki artık o civarlardan vergi alınması diye bir olay söz konusu değil..
Şikâyetler ulaşınca Padişaha, o da haber yollatıyor:
-Efendim, şeyhim, durum böyle böyle!. Hakikaten bunlar dervişleriniz ise hüküm, câridir, vergi alınmayacak!. Ancak bunlar gerçekten sizin müridleriniz mi?...
"Ben size bildirirm, neticeyi " diyor Şeyh Hacı Bayram ve ilan ediyor:
-Benim bütün dervişlerim falanca gün Ankara ovasında toplansın!..
Büyük bir çadır kuruluyor, kazanlar kaynıyor, yemekler pişiriliyor...ilâhiler, dualar, zikirler...
En sonunda, Hacı Bayram Veli çıkıyor ortaya.. Diyor ki :
-Kim gerçekten bana teslim olmuşsa, dervişimse gelsin, ben onu kesip, kurban edeceğim Allah`a; ve Allah`a ulaşacak!.
Herkes bir şaşkınlık içinde!..
Topluluğun içinden bir kadın fırlıyor, arkasından da bir adam!.
-Alın içeri!. diyor.
Çadıra giriyorlar!..
Derken bir bakıyorlar toplanan dervişler, çadırdan dışarı kanlar akmağa başlıyor!.
Kanların aktığını gören, pırrr!.. Hepsi kaçışıyorlar.. Meydanda kimseler kalmıyor!..
Daha önceden çadıra gizlenen kurbanların kesilmesiyle kanlarının çadır dışına akması herkesin teslimiyet derecesini ortaya koymuştur!...
Padişaha name yazıyor, Hacı Bayram veli :
- Padişahım, benim bir buçuk dervişim var "...
Gerçek derviş , geçici dünya menfaatini şeyhinden sormaz!. Sorarsa, o daha derviş olmamıştır!. Çünkü tasavvufa girmenin amacı dünya çıkarları ya da siyaseti değildir!.. Zira Şeyhe teslimiyetin tek bir amacı vardır, o da Allah`a ermek !.

10 Mayıs 2009 Pazar

ANNELER GÜNÜ ...KUTLU OLSUN ... SEVGİLER KUCAK DOLUSU

GERÇEK GÜZELLİK
“Bebeğimi görebilir miyim?" dedi yeni anne.
Kucağına yumuşak bir bohça verildi. Mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu.


Anne ile bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu. Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı, ağlayarak ;

- "Büyük bir çocuk bana ucube dedi."
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi, eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona "genç insanların arasına karışmalısın" diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu hakkında görüştü.

- "Hiçbir şey yapılamaz mı?" diye sordu. Doktor;- "Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir" dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası ;

- "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır" dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu:

- "Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım."
- "Bir şey yapabileceğini sanmıyorum" dedi babası, "Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil." Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.

- "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası - "Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?"


Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir.

Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir.

Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir ..



CENNET ANALARIN AYAĞI ALTINDADIR!

tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun

onların BU DÜNYADA VE AHİRETTE MEKANLARI CENNET OLSUN ......

7 Mayıs 2009 Perşembe

CUMA SOHBETLRİ 20 MAYMUN TUZAĞI




Asya kıtasında maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur.
Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz.

Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbir şey yoktur.

Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.



HAYIRLI CUMALAR

3 Mayıs 2009 Pazar

Kâbe'ye imam yetiştiren Medineli Sıddık hoca Eyüpsultan'a defnedildi

cumartesi ikindi ezanı farklı birşekilde okunuyordu !!!!

ilk önce şaşırdım o sırada yanımda işverenimde vardı dedi ki kabe ezanı gibi okuyorlar ezanı

ve telefonundan kabe de kayıt ettiği ezan sesi ni açtı

aaa aynı ses dedim ...

ve gerçekten de şimdi öğrendim kabenin müezzini okumuş ikindi ezanını ...

çok sevindim uzaklardan gelen ses şimdi çok yakından gelmekteydi .

tarif edemediğim bir duygu kapladı benliğimi ...

Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi'ye imam yetiştiren Medine'deki Bilal-i Habeşi Camii'nin imamı Muhammed Sıddık el Meymeni (73) İstanbul'da vefat etmiş

Türk asıllı annesinin mezarını ziyaret etmek için bir haftalığına İstanbul'a gelen el Meymeni, vasiyeti üzerine annesinin yanına, Eyüpsultan Mezarlığı'na defnedilmiş

Şu anda Kâbe imamı olarak tanınan Şeyh Mahir ile Şeyh Abdullah da onun yetiştirdiği talebeler arasında...

1 Mayıs 2009 Cuma

CUMA SOHBETLERİ 19 Örümcek Ağı



Dünya hayatında hep kötülük işleyen bir adamı ölünce cehennem kapısında bir melek karşıladı. Melek adama şöyle seslendi:


"Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan buraya girmeyeceksin.


" Günahkar adam uzun süre düşündükten sonra, bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı. Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti.


Heyecan içinde o günü meleğe anlattı. Melek adama gülümsedi ve ardından elini şaklattı.

Gökten bir örümcek ağı inmişti. Adam bu ağa tutunarak cennete girebilecekti.


Adam neşe içinde ağa tırmanırken cehennemden bazıları da bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar. Ama adam ağın o kadar çok insanı taşımayacağından korkarak onları itmeye başladı.


Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile birlikte adam da cehenneme düştü.


"Yazık" dedi melek. "Bencilliğin, hayatında işlediğin tek iyiliği de kötülüğe dönüştürdü. O insanlara şefkat gösterebilseydin eğer, ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin."


''YAŞAMIN ÖRÜMCEK AĞINI ÖREN İNSANIN KENDİSİ DEĞİLDİR. O, BU AĞDA SADECE BİR TELDİRVE BU AĞA YAPTIĞI KATKIYI ASLINDA KENDİ YAŞAMINA YAPMAKTADIR.....”


HAYIRLI CUMA LAR !!!!!!