31 Temmuz 2009 Cuma

cuma sohbetleri 29 HİDDET

Adam yeni otomobiline bakmak için evinden çıktığında, 3 yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş.
Pat pat cekici vurup duruyor kaportaya...
Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun elinden cekici alıp o hiddetle oğlunun eline çekiçle vurmaya başlamış. 3 -4 defa vurduktan sonra kendine gelip bırakmış çekici ve oğlunu hemen hastaneye götürmüş.
Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklannı kesmek zorunda kalmış.Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında, bandajlı ellerini farketmiş ve gayet masum bir ifadeyle,
"Babacığım, arabana zarar verdiğim için çok üzgünüm" demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
"Parmaklanm ne zaman yeniden çıkacak?"Babası eve dönmüş ve o gün intihar etmiş....
Bu gercek bir olaydır. Yaşanmış ve belki de bizlerinde yaşayabileceği bi durum.
Verilen tepki çok düşüncesizce ve sert. Ama sertliği, olayın geri dönülmez noktaya geldigi sonradan anlaşılıyor.Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü anımsayın.
Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Otomobiller onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz ;
Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.

İnsan hata yapar.Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün.Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun.Anlayış gösterin ve sevin.

hayırlı cumalar ve iyi hafta sonları

10 Temmuz 2009 Cuma

CUMA SOHBETLERİ 28 GÜVEN VE DERS

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. 'Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?' diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, 'Sana yardım edebilirim' dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: 'Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al' dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. 'Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim' diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.

Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire 'Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir' dedi. 'Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor' diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.



İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.



Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok